süs, süsleme
Ein alter Begriff für eine Zierde, ein Schmuckstück oder eine Verzierung.
Bir süs, takı ya da dekorasyon öğesi için kullanılan eski bir terim.
☞ Eskimiş veya şiirsel amaçlı kullanılır.
-
Die alte Dame trug eine kostbare Zährte an ihrem Kleid.— Yaşlı hanım, elbisesinin üzerinde değerli bir broş takmıştı.
-
Die goldene Zährte an ihrem Hut glänzte im Sonnenlicht.— Şapkasındaki altın süs, güneş ışığında parlıyordu.