birini köşeye sıkıştırmak, birini kışkırtmak, birini telaşlandırmak
Jemanden durch gezielte Provokation oder schwierige Fragen in Verlegenheit bringen oder aus der Ruhe bringen.
Birini kasıtlı provokasyonlar veya zor sorularla zor durumda bırakmak ya da sinirlendirmek.
-
Der Journalist versuchte, den Politiker mit kritischen Fragen ins Bockshorn zu jagen.— Gazeteci, eleştirel sorularla politikacıyı zor durumda bırakmaya çalıştı.
-
Lass dich von ihm nicht ins Bockshorn jagen!— Onun tarafından korkutulmana izin verme!