birinin tepesine çıkmak, birini gücendirmek
Jemanden durch unvorsichtiges Verhalten oder Kritik verärgern oder beleidigen.
Dikkatsiz davranışlar veya eleştirilerle birini kızdırmak ya da gücendirmek.
-
Ich wollte dir nicht auf die Füße treten, aber dein Plan ist riskant.— Sana engel olmak istemedim, ancak planın riskli.
-
Pass auf, dass du dem Chef nicht auf die Füße trittst.— Patronun ayaklarına basmamaya dikkat et.