sadece, artık yok, yalnızca
Bezeichnet eine verbleibende, begrenzte Menge oder einen Zustand, der nicht mehr zunimmt.
Kalan, sınırlı bir miktarı veya artık artmayan bir durumu ifade eder.
-
Ich habe nur mehr fünf Euro in der Tasche.— Cebimde sadece beş Euro kaldı.
-
Es sind nur mehr wenige Minuten bis zum Ende.— Sona ermesine sadece birkaç dakika kaldı.