eğlendirmek
Jemanden durch eine Handlung oder ein Ereignis sehr stark amüsieren oder unterhalten.
Bir eylem veya olay yoluyla birini çok fazla eğlendirmek veya neşelendirmek.
-
Der kleine Zaubertrick vereselt die Gäste auf der Party.— Bu küçük sihirbazlık numarası, partideki misafirleri büyülüyor.
-
Der lustige Clown vereselt die Kinder im Zirkus.— Eğlenceli palyaço, sirkteki çocukları güldürür.