giydirmek, tarz vermek
Die Garderobiere; eine Angestellte, die in einem Theater, Konzertsaal oder Restaurant die Garderobe der Gäste betreut.
Gardiyer; bir tiyatroda, konser salonunda veya restoranda misafirlerin giysilerini koruyan çalışandır.
☞ Genellikle stil danışmanlığı veya moda danışmanlığı bağlamında kullanılır.
-
Die Garderobiere sorgte für Ordnung bei der Ausgabe der Kleider.— Gardırobcu, kıyafetlerin dağıtımında düzeni sağladı.
-
Die freundliche Garderobiere nahm mir den nassen Mantel ab.— Nazik giyinme odası görevlisi, ıslak paltomu elimden aldı.
-
Nach der Vorstellung gaben wir der Garderobiere ein kleines Trinkgeld.— Gösteriden sonra görevliye küçük bir bahşiş verdik.