küçük hırsızlık, önemsiz suç
Ein kleiner, oft unbedeutender oder geringfügiger Diebstahl oder eine kleine kriminelle Handlung.
Küçük, genellikle önemsiz veya önemsiz düzeyde bir hırsızlık ya da küçük bir suç eylemi.
-
Er wurde wegen einer Kleinganove im Supermarkt erwischt.— Süpermarkette küçük bir suçlu yüzünden yakalandı.
-
Die Polizei betrachtet den Vorfall nur als Kleinganove.— Polis, bu olayı sadece sıradan bir suç eylemi olarak görüyor.