obsidyen kılıç
Ein Schwert, dessen Klinge aus dem vulkanischen Glas Obsidian gefertigt ist.
Kılıcı volkanik cam olan obsidyenden yapılmış bir kılıç.
-
Der Krieger führte ein glänzendes Obsidianschwert mit sich.— Savaşçı, parlak bir obsidyen kılıç taşıyordu.
-
Die Klinge des Obsidianschwerts war extrem scharf.— Obsidyen kılıcının ağzı son derece keskindi.
-
In der Schatzkammer lag ein antikes Obsidianschwert.— Hazine odasında antik bir obsidyen kılıç bulunuyordu.