küçük eşya, minik parça
Ein kleiner, meist flacher Gegenstand oder ein kleiner Teil eines größeren Ganzen.
Küçük, çoğunlukla düz bir nesne veya daha büyük bir bütünün küçük bir parçası.
☞ Genellikle önemsiz bir şey için küçümseyici veya şefkatli bir şekilde kullanılır.
-
Er hat nur einen kleinen Schicksel in der Tasche.— Cebinde sadece küçük bir kese var.
-
Das ist doch nur ein belangloser Schicksel.— Bu sadece önemsiz bir tesadüftür.
Синонимы