elle tutulur, fiziksel
Etwas, das man physisch in den Händen halten oder greifen kann.
Fiziksel olarak elle tutulabilen veya kavranabilen bir şey.
☞ Genellikle ‘bir şeyler ele geçirmek’ ifadesiyle birlikte kullanılır.
-
Die Ware ist nicht habhaft.— Ürün elde edilemiyor.
-
Er suchte nach etwas Habhaftem in der dunklen Kiste.— Karanlık kutunun içinde eline geçebilecek bir şeyler arıyordu.