makroprudansiyel
Bezieht sich auf die Stabilität des gesamten Finanzsystems als Ganzes statt auf einzelne Akteure.
Tüm finans sisteminin bütün olarak istikrarına atıfta bulunur; tekil aktörlere değil.
☞ Öncelikle finans bilimi ve ekonomi politikasında kullanılır.
-
Die Zentralbank führt makroprudenzielle Maßnahmen zur Krisenprävention ein.— Merkez Bankası, krizlerin önlenmesi için makroihtiyati önlemler uygulamaya koymaktadır.
-
Ein makroprudenzielle Sichtweise ist für die Finanzstabilität entscheidend.— Makroihtiyati bir bakış açısı, finansal istikrar için hayati önem taşır.
-
Die Politik muss makroprudenzielle Instrumente gezielter einsetzen.— Politika, makroihtiyati araçları daha hedef odaklı bir şekilde kullanmalıdır.
Синонимы