randevusu olmak, buluşmayı ayarlamış olmak
Einen festen Termin oder ein Treffen mit jemandem bereits vereinbart haben.
Biriyle sabit bir tarih veya buluşmayı önceden kararlaştırmış olmak.
-
Ich kann nicht kommen, ich bin schon mit Julia verabredet.— Gelemem, zaten Julia ile randevum var.
-
Wir sind für heute Abend um acht Uhr verabredet.— Bu akşam saat sekizde buluşmayı kararlaştırdık.