muhabir, haberci
Eine Frau, die Informationen über Ereignisse sammelt und diese in Medien wie Zeitungen oder Fernsehen verbreitet.
Olaylar hakkındaki bilgileri toplayan ve bunları gazeteler veya televizyon gibi medya yoluyla yayan kadın.
-
Die Berichterstatterin schrieb einen Artikel über den Unfall.— Haber yazarı, kaza hakkında bir makale yazdı.
-
Eine erfahrene Berichterstatterin deckte den Skandal auf.— Deneyimli bir muhabir skandalı ortaya çıkardı.