kalabalık, insan yığını
Eine dichte, unüberschaubare Gruppe von Menschen, die eng beieinander stehen.
Birbirine çok yakın duran, yoğun ve sayısız insan grubu.
-
Eine dichte Menschentraube versperrte den Weg zum Bahnhof.— Yoğun bir insan kalabalığı, tren istasyonuna giden yolu kapamıştı.
-
Vor dem Eingang bildete sich eine große Menschentraube.— Girişin önünde büyük bir insan kalabalığı toplanmıştı.
-
Man konnte kaum durch die Menschentraube hindurchsehen.— İnsan kalabalığının arasından neredeyse hiçbir şey görülemiyordu.