bir avuç, birkaç tane
In der Menge einer Handvoll; eine geringe, unbestimmte Anzahl.
Bir avuç kadar; az ve belirsiz bir sayı.
-
Er nahm eine handvollige Menge Nüsse.— Bir avuç dolusu fındık aldı.
-
Dort liegen nur handvollige Reste.— Orada yalnızca birkaç kalıntı bulunuyor.
-
Die handvolligen Körner reichten aus.— O bir avuç kadar olan taneler yeterliydi.