devir açan, çığır açan
Von so großer Bedeutung, dass sie eine Ära prägen oder bleibende Spuren hinterlassen.
O kadar büyük bir önem taşır ki bir çağı şekillendirir veya kalıcı izler bırakır.
☞ Genellikle ‘yol gösterici’ anlamında mecazi olarak kullanılır.
-
Dies war eine münzprägende Entscheidung für die Geschichte.— Bu, tarih açısından dönüm noktası niteliğinde bir karardı.
-
Seine Theorien waren absolut münzprägend.— Teorileri gerçekten çığır açıcıydı.
-
Sie leistete münzprägende Arbeit in der Wissenschaft.— Bilim alanında öncü çalışmalar yaptı.
Синонимы
Антонимы