fısıltılı, mırıldanan
Leise, flüsternd oder murmelnd gesprochen, oft geheimnisvoll oder unklar.
Alçak sesle, fısıldayarak veya mırıldanarak söylenir; genellikle gizemli veya belirsizdir.
☞ Genellikle edebi bağlamlarda kullanılır.
-
Sie hörte eine raunzende Stimme im Dunkeln.— Karanlıkta mırıldanan bir ses duydu.
-
Die Menge blieb raunzend zurück.— Kalabalık mırıldanarak geride kaldı.
-
Ein raunzendes Gespräch fand im Hintergrund statt.— Arka planda mırıldanarak yapılan bir konuşma vardı.