gıda krizi
Ein Zustand, in dem die Versorgung der Bevölkerung mit lebensnotwendigen Lebensmitteln nicht mehr gewährleistet ist.
Nüfusun hayati öneme sahip gıdalarla beslenmesinin artık garanti altına alınamadığı bir durum.
-
Die anhaltende Dürre verschärft die globale Nahrungsmittelkrise.— Devam eden kuraklık, küresel gıda krizini daha da ağırlaştırıyor.
-
Viele Länder kämpfen gegen eine drohende Nahrungsmittelkrise.— Birçok ülke, yaklaşmakta olan gıda kriziyle mücadele ediyor.
-
Die politische Instabilität führte zu einer schweren Nahrungsmittelkrise.— Siyasi istikrarsızlık, ciddi bir gıda krizine yol açtı.
Синонимы