bronzlaşmış
Durch Sonnenlicht oder andere Einwirkung der Haut eine dunklere Farbe verliehen.
Güneş ışığı veya başka etkilerle cilde daha koyu bir renk kazandırılmıştır.
-
Sie hat eine gebräunte Haut.— Bronzlaşmış bir teni var.
-
Nach dem Urlaub war sein Gesicht gebräunt.— Tatilden sonra yüzü bronzlaşmıştı.
-
Ein gebräunter Teint sieht im Sommer gesund aus.— Bronzlaşmış bir ten, yaz mevsiminde sağlıklı görünür.
Синонимы