partikülarist, bölgesel
Sich auf Einzelinteressen oder Teilbereiche beschränkend, statt das Ganze zu berücksichtigen.
Yalnızca bireysel çıkarlara veya alt alanlara odaklanarak, bütünü göz ardı etmek.
☞ Genellikle politik-sosyolojik bağlamlarda kullanılır.
-
Die partikularistische Haltung der Fraktionen behindert den Kompromiss.— Fraksiyonların özgülcü tutumu uzlaşmayı engelliyor.
-
Er vertrat eine rein partikularistische Sichtweise.— O, tamamen özgürlükçü bir görüşü savunuyordu.
-
Diese Politik ist zu partikularistisch.— Bu politika fazla özgül ve dar kapsamlı.
Синонимы