çevrelemek, kuşatmak
Etwas (meist eine Fläche oder einen Ort) am Rand säumen oder umgeben.
Bir şeyi (genellikle bir yüzeyi veya yeri) kenarından çevrelemek veya sarmak.
☞ Genellikle manzaralar için şiirsel veya betimleyici bir şekilde kullanılır.
-
Blumen umsäumten den schmalen Pfad im Garten.— Bahçedeki dar patikanın kenarlarını çiçekler süslüyordu.
-
Ein dichter Nebel umsäumt das ferne Ufer.— Yoğun bir sis, uzaktaki kıyıyı çevreliyor.