fısıldamak
Jemandem etwas sehr leise, fast unhörbar ins Ohr flüstern.
Birine bir şeyi çok sessizce, neredeyse duyulamayacak kadar hafif bir sesle kulağına fısıldamak.
-
Die junge Frau raunt dem Mann leise ein Liebesgeständnis zu.— Genç kadın, adama usulca bir aşk itirafında bulunuyor.
-
Sie raunt ihm ganz leise ein Geheimnis zu.— O, ona çok alçak sesle bir sır fısıldıyor.