yağlı, yağla kaplı
Mit einer Schicht aus Öl bedeckt oder durch Öl gesättigt.
Yağ tabakasıyla kaplı veya yağla doymuş.
-
Seine ölsatten Hände hinterließen dunkle Flecken.— Yağlı elleri koyu lekeler bıraktı.
-
Der Boden in der Werkstatt war ölsatt.— Atölyedeki zemin yağla kaplıydı.
-
Er trug einen ölsatten Lappen.— Yağla kaplı bir bez parçası tutuyordu.