küçük fıçı, fıçacık
Ein kleines Gefäß oder ein kleiner Behälter in Form einer Tonne.
Fıçı şeklinde küçük bir kap veya kaplar.
-
Er füllte das kleine Fässchen mit edlem Wein.— O, küçük fıçıyı kaliteli şarapla doldurdu.
-
Auf dem Tisch stand ein altes Fässchen aus Holz.— Masanın üzerinde eski bir ahşap fıçı vardı.
-
Wir transportierten die Fässchen vorsichtig zum Keller.— Fıçıları dikkatlice bodruma taşıdık.