duyuldu
Etwas hören oder wahrnehmen (veraltete oder dialektale Form von 'hörte').
Bir şeyi duymak veya algılamak ('hörte' kelimesinin eskimiş veya lehçeye ait bir biçimi).
☞ Bu, modern yüksek Almancadaki standart bir biçim değil; bölgesel bir çeşittir.
-
Ich Hörstel das Geräusch in der Nacht.— Geceleyin o sesi duyuyorum.
-
Die Stadt Hörstel liegt am nassen Dreieck, einer Kanalgabelung.— Hörstel kasabası, bir kanal kavşağı olan Nasses Dreieck’in yakınında yer alır.