dünyevi, maddi
Dinge, die das irdische Leben, die Materie oder die menschliche Natur betreffen.
Dünyevi yaşamı, maddeyi veya insan doğasını ilgilendiren şeyler.
☞ Genellikle manevi veya ilahi olanın karşıtı olarak kullanılır.
-
Er verließ sich nicht auf das Irdische, sondern auf seinen Glauben.— O, dünyevi şeylere değil, inancına güvendi.
-
Das Irdische ist vergänglich, doch die Seele bleibt.— Dünyevi olanlar geçicidir; fakat ruh ebedi kalır.
-
Sie suchte nach dem Sinn jenseits des Irdischen.— O, dünyevi olanın ötesindeki anlamı aradı.