bıkmak
Genug von etwas haben, sodass man nicht mehr davon möchte.
Bir şeyden o kadar bıkmak ki artık ondan istememek.
-
Ich habe den ständigen Lärm in der Stadt satt.— Şehirdeki sürekli gürültüden bıktım artık.
-
Ich habe die ständigen Diskussionen über das Projekt satt.— Projeye dair sürekli yapılan tartışmalardan bıktım.