han, konak
Eine einfache Herberge an Handelsstraßen im Vorderen Orient, in der früher Kaufleute mit Tieren und Waren rasteten.
Orta Doğu’daki ticaret yolları üzerinde bulunan basit bir han; eskiden tüccarlar burada hayvanları ve mallarıyla birlikte konaklardı.
-
Der alte Han in der Altstadt diente früher Kaufleuten als Unterkunft.— Eski şehirdeki eski han, eskiden tüccarların konaklama yeri olarak kullanılırdı.
-
Am Abend erreichte die Karawane einen Han an der Handelsstraße.— Akşam vakti, kervan ticaret yolundaki bir han'a vardı.