bekarlık
Die Lebensphase eines Mannes, der noch nicht verheiratet ist.
Evlenmemiş bir erkeğin yaşam evresi.
-
Er genoss seine Junggesellenzeit in vollen Zügen.— O, bekarlık günlerinin tadını sonuna kadar çıkardı.
-
Nach seiner Junggesellenzeit heiratete er endlich.— Bekarlık döneminin ardından nihayet evlendi.
-
In seiner Junggesellenzeit reiste er viel durch Europa.— Bekarlık yıllarında Avrupa’da sık sık seyahat etti.