yarım saat
Ein Zeitraum von dreißig Minuten.
Otuz dakikalık bir süre.
-
Die Vorlesung dauert eine ganze Halbstunde.— Ders tam yarım saat sürüyor.
-
Ich brauche noch eine Halbstunde, um fertig zu werden.— İşi bitirmek için hâlâ yarım saatime ihtiyacım var.
-
Nach einer Halbstunde kam der Bus endlich an.— Yarım saat sonra otobüs nihayet geldi.