açıklanmamış, ifşa edilmemiş, ortaya çıkmamış
Noch nicht offenbart, bekannt gemacht oder aufgedeckt.
Henüz açıklanmamış, bilinir kılınmamış veya ortaya çıkarılmamış.
-
Das Geheimnis blieb jahrelang unenthüllt.— Bu sır yıllarca açıklanmadı.
-
Die unenthüllten Pläne verursachten große Spannung.— Açıklanmamış planlar büyük bir gerilime neden oldu.
-
Die Wahrheit ist noch immer unenthüllt.— Gerçek hâlâ ortaya çıkmamıştır.