başına gelmek
Jemandem etwas (meist Unangenehmes) zustößen oder widerfahren.
Birine bir şeyin (genellikle hoş olmayan bir şeyin) başına gelmesi veya ona isabet etmesi.
☞ Genellikle datif haldeki refleksif zamirle birlikte kullanılır.
-
Das ist ihm nie wieder zugetrieben.— Böyle bir şey onun başına bir daha asla gelmedi.
-
Was ist dem armen Mann nur zugetrieben?— Zavallı adama neler oldu acaba?