karanlık Wenig Licht empfangend oder ohne Lichtquellen. Az ışık alan veya ışık kaynaklarından yoksun. нейтральное Es ist draußen schon sehr dunkel. — Dışarısı zaten çok karanlık. In diesem dunklen Zimmer kann man nichts sehen. — Bu karanlık odada hiçbir şey görülemiyor. Синонимы finster·schattig Антонимы hell
koyu renkli Farblich nahe an Schwarz liegend; nicht hell. Renk olarak siyaha yakın; açık değil. нейтральное Ich möchte lieber ein dunkles Blau für mein neues Zimmer kaufen. — Yeni odam için koyu mavi renkte bir boya almayı tercih ederim. Die Farbe ist mir zu dunkel. — Bu renk bana fazla koyu geliyor. Синонимы zwielichtig Антонимы offensichtlich
belirsiz, gizemli Geheimnisvoll, unklar oder schwer zu durchschauen. Gizemli, belirsiz veya anlaşılması zor. возвышенное Er hat eine dunkle Vergangenheit. — Karanlık bir geçmişi var. Die Motive des Täters blieben dunkel. — Failin motivleri belirsiz kaldı.
karanlık Der Zustand, in dem kein Licht vorhanden ist. Işığın bulunmadığı durum. нейтральное Das Dunkel der Nacht umhüllte den Wald. — Gece karanlığı ormanı kaplamıştı. Sie fürchtet sich vor dem absoluten Dunkel. — Karanlıktan korkuyor. Синонимы dieFinsternis·dieSchwärze
koyu ton Eine dunkle Farbe oder ein tiefer Farbton. Koyu bir renk veya derin bir ton. нейтральное Das Dunkel des Blau passt gut zu Grau. — Mavinin koyu tonu griyle çok uyumludur.
belirsizlik, kasvet Eine unklare, undurchsichtige oder geheimnisvolle Situation. Belirsiz, anlaşılmaz veya gizemli bir durum. возвышенное In diesem Dunkel der Ungewissheit ist niemand sicher. — Bu belirsizlik karanlığında kimse güvende değildir.