Прилагательное Частотностьtop-10000CEFR B1

fix

[fɪks]
§ Грамматика
Сравнение · правильный
Positiv
fix
Komparativ
fixer
Superlativ
am fixesten
§Значения
hızlı, çevik
Sehr schnell, flink oder in kurzer Zeit erledigt.
Çok hızlı, çevik bir şekilde veya kısa sürede tamamlanır.
нейтральное
  1. Wir brauchen eine fixe Lösung für das Problem.
    — Bu sorun için kesin bir çözüme ihtiyacımız var.
  2. Er ist ein fixer Typ und erledigt alles sofort.
    — O çok düzenli bir kişidir ve her işi hemen halleder.
Синонимы
Антонимы
sabit, durağan, kalıcı
Fest, unbeweglich oder unveränderlich an einem Ort oder in einem Zustand.
Sabit, bir yerde veya bir durumda hareketsiz veya değişmez.
нейтральное
  1. Der Preis ist fix und nicht verhandelbar.
    — Fiyat sabittir ve pazarlık yapılamaz.
  2. Die Verbindung ist nun fix montiert.
    — Bağlantı artık sağlam bir şekilde monte edilmiştir.
kesin, kararlaşmış, sabit
In der Umgangssprache für eine feste Verbindung oder einen festen Plan.
Günlük konuşmada, sabit bir bağlantı veya kesin bir plan anlamında kullanılır.
разговорное
  1. Ist der Termin schon fix?
    — Tarih zaten kesinleşti mi?
  2. Das ist ein fixer Plan für das Wochenende.
    — Bu, hafta sonu için hazırlanmış kesin bir plan.
§Идиомы
  • etwas ist fix und fertig
    — Bir şey tamamen bitmiş ve kullanılamaz hale gelmiştir.
§Однокоренные
§Связанные слова
Существительное Частотностьtop-10000CEFR B2
das

Fix

[fɪks]
§ Грамматика
Genitiv
des Fix
Plural
die Fixe
§Значения
yama, düzeltme
Ein kleines Programm, das einen Fehler in einer Software behebt.
Yazılımdaki bir hatayı düzelten küçük bir program.
нейтральное
  1. Der Fix der Schraube muss sehr stabil sein.
    — Vidanın sabitleyicisi çok sağlam olmalıdır.
  2. Wir benötigen einen festen Fix für die Halterung.
    — Montaj için sabit bir sabitleyiciye ihtiyacımız var.
Синонимы
fix, doz
Eine Dosis einer Droge, die wiederholt konsumiert wird.
Tekrar tekrar tüketilen bir uyuşturucunun bir dozu.
разговорное
☞ Genellikle bağımlılık hastalıkları bağlamında kullanılır.
  1. Er braucht dringend einen neuen Fix.
    — Acilen yeni bir düzeltmeye ihtiyacı var.
  2. Der Suchtterror endet oft mit einem schnellen Fix.
    — Bağımlılık krizi genellikle hızlı bir dozla sona erer.
§Идиомы
  • etwas auf den Fix setzen
    — Bir şeyi sabit bir unsur olarak belirlemek
§Однокоренные
§Связанные слова

Сообщить об ошибке