Существительное Частотностьtop-5000CEFR B1
das

Übel

[ˈyːbl̩]
По слогам ü|bel
§ Грамматика
Genitiv
des Übels
Plural
die Übel
identisch mit dem Singular; nur in der Bedeutung 'Schlechtes, Missstand', nicht bei Übelkeit
§Значения
bulantı, mide bulantısı
Ein unangenehmer körperlicher Zustand, oft verbunden mit Übelkeit oder Unwohlsein.
Hoş olmayan bir fiziksel durum; genellikle mide bulantısı veya rahatsızlıkla ilişkilidir.
нейтральное
  1. Ihm ist das Übel im Magen.
    — Midesi bulanıyor.
  2. Sie kämpfte gegen das plötzliche Übel.
    — Ani gelen rahatsızlıkla mücadele etti.
Синонимы
kötülük, zarar, fenalık
Etwas Schlechtes, Böses oder Unmoralisches.
Kötü, fena veya ahlaksız bir şey.
возвышенное
  1. Man muss das Übel bekämpfen.
    — Kötülükle mücadele etmek gerekir.
  2. Er wünschte ihr nichts als Übel.
    — Ona sadece kötülükler dilerdi.
Синонимы
Антонимы
fena, berbat
Ein großer Grad an Intensität, meist im Sinne von 'sehr' oder 'schlimm' in umgangssprachlichen Wendungen.
Yüksek derecede bir yoğunluk; genellikle günlük konuşmalarda ‘çok’ veya ‘fazlasıyla’ anlamında kullanılır.
разговорное
  1. Das ist ja Übel gelaufen.
    — İşler berbat bir şekilde gitti.
  2. Er hat sich Übel benommen.
    — Kötü davrandı.
§Идиомы
  • jemandem etwas übel sein
    — Birine bir şeyi kızgınlıkla hatırlamak
  • jemandem das Übel heimzahlen
    — Birine aynı şekilde karşılık vermek / Birine hak ettiği gibi davranmak
  • dem Übel auf den Grund gehen
    — Kötülüğün/problemin kaynağını bulmak
§Однокоренные
§Связанные слова
Прилагательное Частотностьtop-5000CEFR B1

übel

[ˈyːbl̩]
По слогам ü|bel
§ Грамматика
Сравнение · правильный
Positiv
übel
Komparativ
übler
Superlativ
am übelsten
§Значения
mide bulantısı, rahatsız
In einem Zustand von körperlichem Unwohlsein oder Übelkeit.
Fiziksel rahatsızlık veya mide bulantısı hali içinde.
нейтральное
  1. Mir ist plötzlich sehr übel.
    — Birdenbire çok mide bulantısı hissettim.
  2. Nach der Fahrt war ihm übel.
    — Yolculuktan sonra midesi bulandı.
Синонимы
Антонимы
alçak, ahlaksız
Moralisch verwerflich, böswillig oder niederträchtig.
Ahlaken kınanır, kötü niyetli veya alçakça.
возвышенное
  1. Das war ein übler Plan.
    — Bu berbat bir plandı.
  2. Er hat eine üble Tat begangen.
    — Kötü bir şey yaptı.
Синонимы
Антонимы
berbat, kötü, berbat bir halde
Sehr schlecht, unangenehm oder von geringer Qualität.
Çok kötü, rahatsız edici veya düşük kaliteli.
разговорное
  1. Das Wetter heute ist echt übel.
    — Bugün hava gerçekten berbat.
  2. Er hat mir eine üble Überraschung bereitet.
    — Bana kötü bir sürpriz yaşattı.
§Идиомы
  • jemandem ist übel
    — Birinin midesi bulanıyor.
  • etwas übel mitnehmen
    — Bir şeyden ağır şekilde etkilenmek
§Однокоренные
§Связанные слова

Сообщить об ошибке