yalnız, tek başına
Ohne Begleitung durch andere Personen oder ohne Gesellschaft.
Başka kişilerin eşliği olmadan veya yalnız başına.
-
Er lebt seit einem Jahr allein in Berlin.— Bir yıldır Berlin’de yalnız yaşıyor.
-
Sie möchte heute Abend allein spazieren gehen.— Bu akşam yalnız başına yürüyüş yapmak istiyor.
-
Das Kind war den ganzen Nachmittag allein.— Çocuk tüm öğleden sonrayı yalnız geçirdi.