işin içinde olmak
An einer Angelegenheit beteiligt sein oder einen Einfluss auf den Verlauf von Ereignissen ausüben.
Bir işe dahil olmak veya olayların seyrini etkilemek.
-
Ich vermute, dass er die Finger im Spiel hat.— Sanırım bu işin arkasında o var.
-
Niemand weiß genau, wer bei diesem Plan die Finger im Spiel hat.— Bu planda kimlerin parmağı olduğunu kimse tam olarak bilmiyor.