hak edilmek, layık olmak
Jemandem etwas aufgrund eines Rechts, einer Stellung oder eines Verdienstes zustehen.
Birine, bir hakkın, konumun veya liyakatin sonucu olarak bir şeyin düşmesi.
☞ Genellikle dativ ile kullanılır.
-
Diese Ehre gebührt allein dem Sieger.— Bu onur yalnızca kazanana aittir.
-
Ihm gebührt eine Entschädigung für den Schaden.— Yaşadığı zarar için ona tazminat verilmelidir.