için (alıcı) Empfänger oder Begünstigter — für wen etwas ist Alıcı veya yararlanan — bir şeyin kime yönelik olduğu нейтральное Dieses Zimmer ist für Gäste. — Bu oda misafirler içindir.
amaç için Zweck, Ziel — wofür etwas gemacht wird Amaç, hedef — bir şeyin ne için yapıldığı нейтральное Ich lerne für die Prüfung. — Sınav için çalışıyorum.
için (fiyat, takas) Preis, Wert, Tausch Fiyat, değer, takas нейтральное Das Auto habe ich für 10 000 Euro gekauft. — Arabayı 10.000 Euro’ya satın aldım.
için (planlanan süre) geplante Dauer — für wie lange etwas vorgesehen ist Planlanan süre — bir şeyin ne kadar süre için öngörüldüğü нейтральное Ich fahre für eine Woche nach Berlin. — Bir haftalığına Berlin’e gidiyorum.
için, açısından (görüş) Meinung, Urteil — aus jds. Sicht Görüş, yargı — bir kişinin bakış açısından нейтральное Für mich ist das klar. — Benim için bu açık.