zorunlu, mecbur
Verpflichtet sein, eine Schuld oder eine moralische/rechtliche Verpflichtung gegenüber jemandem haben.
Birine karşı bir borç veya ahlaki/hukuki bir yükümlülük taşımak.
☞ Genellikle ‘birine/bir şeye borçlu olmak’ yapısında kullanılır.
-
Wir sind der Gemeinschaft zu besonderer Dankbarkeit pflichtig.— Topluluğa karşı özel bir minnettarlık borçluyuz.
-
Nach dem Projekt fühlen sich alle Mitarbeiter dem Chef gegenüber pflichtig.— Projeden sonra tüm çalışanlar, patrona karşı kendilerini yükümlü hissediyorlar.
-
Ich fühle mich meiner alten Lehrerin gegenüber sehr pflichtig.— Eski öğretmenime karşı kendimi çok minnettar hissediyorum.
Синонимы
Антонимы