Прилагательное Частотностьtop-2000CEFR A1

blau

[blaʊ]
§ Грамматика
Сравнение · правильный
Positiv
blau
Komparativ
blauer
Superlativ
am blauesten
§Значения
mavi
Eine Farbe, die dem Farbton des Himmels oder des Meeres entspricht.
Gökyüzünün veya denizin rengine karşılık gelen bir renk.
нейтральное
  1. Der Himmel heute ist strahlend blau.
    — Bugün gökyüzü parlak mavi.
  2. Sie trägt ein blaues Kleid.
    — Mavi bir elbise giyiyor.
Синонимы
Антонимы
sarhoş
In der Umgangssprache: betrunken oder alkoholisiert.
Günlük konuşma dilinde: sarhoş veya alkollü.
разговорное
☞ Genellikle ‘blau sein’ ifadesinde kullanılır.
  1. Er ist gestern Abend völlig blau gegangen.
    — Dün akşam tamamen sarhoş olmuştu.
  2. Sei nicht so blau!
    — O kadar sarhoş olma!
Синонимы
okulu asmak
In der Redewendung 'blau machen': ohne triftigen Grund der Arbeit oder Schule fernbleiben.
‘Blau machen’ deyiminde: geçerli bir neden olmaksızın işe veya okula gitmemek.
разговорное
  1. Er hat heute einfach blau gemacht.
    — Bugün işe gelmeyi tamamen atladı.
  2. Wenn du ständig blau machst, verlierst du deinen Job.
    — Eğer sürekli işe gelmezsen işini kaybedersin.
§Идиомы
  • etwas auf dem Blauen Erde
    — Yeryüzünde bir şey
  • jemandem blau machen
    — Birinden izinsiz kaçmak / birini terk edip gitmek
§Связанные слова
Существительное Частотностьtop-2000CEFR A1
das

Blau

[blaʊ̯]
§ Грамматика
Genitiv
des Blaus
Plural
die Blaus
§Значения
mavi
Die Farbe Blau; ein Blauton.
Mavi renk; bir mavi tonu.
нейтральное
  1. Das Blau des Ozeans war bei Sonnenuntergang besonders intensiv.
    — Gün batımında okyanusun mavisi özellikle canlıydı.
  2. Das tiefe Blau des Ozeans faszinierte die Taucher.
    — Okyanusun derin mavisi dalgıçları büyülemişti.
  3. Dieses Bild enthält sehr viel Blau.
    — Bu resimde çok fazla mavi tonu var.
Синонимы
mavi tonu
Ein bestimmter Blauton oder eine bestimmte Nuance der Farbe Blau.
Belirli bir mavi tonu veya mavi renginin belirli bir tonu.
разговорное
☞ Genellikle ‘blau sein’ ifadesinde kullanılır.
  1. Das strahlende Blau seiner Augen faszinierte sie.
    — Gözlerindeki o parlak mavi renk onu büyülemişti.
  2. Sie bevorzugt ein kräftiges Blau für ihre Kleidung.
    — Kıyafetlerinde canlı bir mavi rengi tercih eder.
Синонимы
§Идиомы
  • auf Blau fahren
    — Bir çıkmaza girmek / Hiçbir yere varamamak
  • etwas auf Blau machen
    — Bir şeyi önemsemeyip görmezden gelmek
  • jemandem Blau machen
    — Birini kandırmak / Birini oyuna getirmek
§Однокоренные
§Связанные слова

Сообщить об ошибке