çekilmiş, yaşanmış
Etwas Unangenehmes, wie Schmerz, Verlust oder eine Niederlage, hat erfahren oder erlitten.
Acı, kayıp veya bir yenilgi gibi hoş olmayan bir şey yaşamış veya maruz kalmıştır.
☞ ‘Erleiden’ fiilinin II. participi sıfat olarak kullanılmıştır.
-
Der erlittene Schaden ist sehr groß.— Yaşanan zarar çok büyüktür.
-
Sie blickte auf die erlittenen Qualen zurück.— Yaşadığı acıları hatırladı.
-
Die erlittenen Verluste waren schwer.— Yaşanan kayıplar ağırdı.