yabancılaştırılmış, tanıdık olmaktan çıkarılmış
Etwas wird so dargestellt, dass es fremd, ungewohnt oder unnatürlich erscheint, oft um eine neue Perspektive zu erzwingen.
Bir şey, yabancı, alışılmadık veya doğal olmayan bir şekilde gösterilir; bu genellikle yeni bir bakış açısı zorlamak içindir.
☞ Genellikle sanat teorisi bağlamında (Brecht) kullanılır.
-
Der Regisseur nutzt verfremdete Techniken im Theater.— Yönetmen, tiyatroda yabancılaştırıcı teknikler kullanıyor.
-
Die vertraute Umgebung wirkte plötzlich verfremdet.— Tanıdık ortam birdenbire yabancılaşmış gibi göründü.
Синонимы
Антонимы