çağrılmış, kaderlenmiş
Auf eine bestimmte Tätigkeit oder einen Beruf bestimmt oder dazu bestimmt, eine bestimmte Aufgabe zu erfüllen.
Belirli bir faaliyet veya meslek için belirlenmiş ya da belirli bir görevi yerine getirmek üzere tasarlanmış.
☞ Genellikle içsel bir kader anlamında kullanılır.
-
Er fühlte sich als Lehrer berufen.— Öğretmen olmaya kendini çağrılmış hissediyordu.
-
Sie ist zur Kunst berufen.— O, sanat için yaratılmıştır.